KELİME KAVANOZU

“Kelimelerini yükselt, sesini değil. Yağmurdur çiçekleri büyüten, gök gürültüsü değil.” – Mevlana.

Çin’in en meşhur öğretmeni, bilge filozof Kong’a sormuşlar -siz onu Konfüçyüs olarak da tanıyor olabilirsiniz- demişler ki: “Bir ülkeyi yönetseydiniz, ilk olarak ne yapardınız?” O da cevap vermiş: “Dilini düzeltirdim.” Verdiği cevabın tam olarak anlaşılmadığını hissetmiş olmalı ki açıklamaya başlamış: “Dil bozulursa kelimeler düşünceleri anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, düzen bozulur. Düzen bozulursa, adalet yoldan sapar. Adalet yoldan saparsa, halk ne yapacağını şaşırır. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Bu kadar önemli bir kavram, dil kavramı. İyi de onu nasıl düzeltebiliriz? Kılçığı, kemiği yok ki bu meretin temizleyelim. Kullandığı kelimeler var. Belki de  işin sırrı bu. Özenle seçilen kelimeler…

Biraz önce hikayesini anlattığım Konfüçyüs’ün çok sevdiğim bir sözü var: “kelimelerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.”

Evet kelimeler güçlüdür. Kelimeler ilham verir. Kelimeler yok eder. İnanmıyor musunuz? Abra Kadabra!

Hatta bir yerlerde sadece kelimelerin gücünü öğreten bir okul olduğunu duymuştum. Harry Potter’daki “The Hogwarts School of Witchcraft and Wizardry”yi hatırlayın.

Nörobilim alanında yapılan çalışmalar gösteriyor ki kelimeler beynimizi değiştirebilir. “Words Can Change Your Brain” kitabında “tek bir kelimenin bile fiziksel ve duygusal stresi azaltabilme gücüne sahip olabileceği”nden söz ediliyor.

Günlük yaşantımızda “negatif kelimeler” kullandığımızda beynimizin “amigdala” denilen bölgesindeki faaliyetlerin arttığı tespit edilmiş. Amigdala, beynimizin “51. Bölgesi” yani korku merkezi. “Kızgın kelimeler” beynimizde alarm sinyallerine dönüşüyor. Bu sinyaller de frontal korteksi kısmen kapatıyor, çalışmasına engel oluyor. Frontal korteks beynimizin bilinçli düşünmeden sorumlu olan bölgesi.

Dikkat edin! Sadece kelimelerden değil onların olumsuzluğundan, kızgınlığından söz ediyoruz. Demek ki olumlu kelimeler de bunun tersini yapabilir.

Nitekim Pozitif Psikoloji tarafından yapılan bir çalışmada bir grup insana şu görev veriliyor: “O gün hayatında iyi giden üç şeyi ve neden iyi gittiğini yazacaksın!” Bu basit gibi görünen işi yapan insanların aylar içinde mutluluk seviyelerinin belirgin bir biçimde arttığı gözlemlenmiş. Bu basit gibi görünen işin tek bir amacı var: sizi pozitif düşüncelere ve duygulara odaklamak. Kelimelerin yardımıyla. Çünkü kelimeler dünyayı değiştirebilir.

“Tek ihtiyacım bir kağıt ve yazmamı sağlayacak bir kalem. Bunlarla dünyayı altüst edebilirim.” diyor Nietzsche. Bu sözü düşününce, sadece bunu değil kelimeler hakkında edilmiş tüm bilgece sözleri düşününce, bu konuda yapılan bilimsel araştırmaları görünce, benim bir ihtiyacım daha olduğunu fark ettim: bir kavanoz. Kelime Kavanozu!

Ne yapacağım biliyor musunuz? Her akşam yatmadan önce o gün yaşadıklarımı düşüneceğim. İçlerinden beni en çok mutlu eden şeyi yazıp “kelime kavanozu”na atacağım. Tek bir şey. Küçük bile olsa. Mesela:

 

  • Sevgili günlük, bugün arkadaşlarımla sinemaya gittik. Çok mutlu oldum…

 

…gibi bir klişeden bahsetmiyorum, ki klişeler zaman zaman çok işe yarayabilir ama bundan başka bir gün söz ederiz. Kelimelerin gücünü ortaya çıkartacak şeylerden bahsediyorum.

Zamanında kör bir dilenci hakkında kısa bir video izlemiştim. Sokakta yanında “ben körüm, lütfen yardım edin” yazılı bir karton vardı. Sonra bir kadın geldi, kartonun arkasına başka kelimeler yazdı. Ve abrakadabra! Kelimeler sihrini gösterdi. O kelimeleri gören neredeyse herkes adama yardım etmeye başladı. Kartonun üstünde şunlar yazılıydı: “Güzel bir gün ve ben göremiyorum.”

Kelimeleri değiştirdiğinde dünyan değişir. O yüzden kavanoza atacağın kelimeleri tıpkı Dalton Russell gibi özenle seçmelisin.

 

  • Tutku.
    Bugün en sevdiğim arkadaşlarımla sinemada “Ölü Ozanlar Derneği”ni izlerken gerçek anlamını öğrendiğim kelime.

 

Tek ihtiyacınız bir kağıt ve yazmanızı sağlayacak bir kalem, bir de kavanoz. Gelin biz dünyayı sözlerimizle altüst etmeyelim, onu değiştirmeyi tercih edelim. Kendi dünyamızdan başlayarak. Kelimeleri kullanarak. Bir süre onlara odaklanalım. Her gün dünyanın en iyi, en güzel, en güçlü kelimelerini bulalım. Kelime kavanozunda biriktirelim. Bir süreliğine sesimizi değil, kelimelerimizi yükseltelim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir